17 Mart 2014 Pazartesi

İyi ki doğmuşum...

Kocaman kadın oldum ama hala pembe pastalarla, arkadaşlarımın ve sevdiklerimin olduğu doğum günleri kutlamaktan geri kalmıyorum.

Aslında benim suçum yok sevgilim benim için bu tip tatlı sürprizler hazırlıyor. Arkadaşlarımla bir arada olacağım keyifli bir akşam yemeği organizasyonu, bir anda sevgilimin benim için yaptırdığı dünyanın en güzel ve en lezzetli pastası ile bir partiye dönüşebiliyor.

Bu yıl da harika bir yaş aldım. Büyüdüm, zenginleştim ve değer kazandım.

Ailem, sevgilim ve can dostlarımla birlikte güzel anılar biriktirdim yine.

Unutulmaz bir doğum günü oldu benim için.

Biricik eşim yine harika hissettirdi bana kendimi. Bütün hafta sonu tam bir doğum günü kızı gibiydim. Ne istersem yaptı, beni çok mutlu etti. Sanki küçücük bir kız gibi hissettim kendimi. Şımarıklık yaptım sürekli.

Ailem ve arkadaşlarım da her zaman olduğu gibi yanımdaydılar. Fiziksel olarak yanımda olamayanlar da bunu hiç hissettirmediler arayıp sorarak.

Daha ne olsun?

Bir insan hayattan ne isteyebilir?

Sağlıklı olmak, sevmek ve sevilmek…

Mumlarımı üflerken tek dileğim sahip olduğum bu üç değeri kaybetmemekti.

Umuyorum bu yazıyı okuyan herkes en az benim kadar şanslıdır.

Çünkü bence şans; ailenizle, sağlık ve mutlu yaşamaktır…

İyi ki doğmuşum ve iyi ki bu kadar mutlu olmuşum.



Not: Pastam Beyaz Fırın'dan yaptırıldı. Taptaze ve çok güzeldi. Eşimin istediği gibi şekillendirilmişti ve zor beğenen eşim sonuçtan çok memnun kaldı. Yapanların ellerine sağlık. 


21 Şubat 2014 Cuma

Bonibonlu Pasta

Hep söylerim, insanın özel günlerde sevdikleri için kendi elleriyle yaptığı her şey güzel olur.

Sevgililer Günü öncesinde özellikle yazmıştım, bırakalım bu tür tuzakları, madem aşk günü o zaman kendi hazırladığımız bir hediyeden daha güzeli yoktur. Bunu yazıp tam tersini uygulayacak insan olmadığımı az sonra okuyacaklarınızla anlayacaksınız.

Sevgilime bu yıl kendi ellerimle yaptığım ona göre dünyanın en güzel pastasını tarifini vereceğim sizlere.

Malzemeler

Pandispanya için;
4 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilin
1 çay bardağının yarısından biraz az su

Krema için:
1 paket krem şanti
Damla çikolata
İsteğe bağlı dondurulmus frambuaz

Süsleme için;
Bonibon
10 paket Dido çikolata



Hazırlanışı:
Pandispanya için öncelikle yumurta ve şekeri iyice çırpın ve sırayla diğer malzemeleri ekleyin. Yağladığınız kalıba karışımı döküp pişirin. Kürdan ile pişip pişmediğini anlayabilirsiniz. Soğuyan keki ister 3 ister 2 parçaya kesip bir kenara alın.

Krem şantiyi hazırladıktan sonra kekin ilk katını biraz sütle ıslatın. İlk katın üzerine kremayı sürüp isteğe bağlı olarak franbuaz ve damla çikolata dökün (Kara Orman misali). Aynı işlemi üzerine bir kat kek koyup yeniden yapın. Dediğim gibi kat sayısını isteğe bağlı yapabilirsiniz. Ben 3 kat yaptım ve malzemeyi çok bol koydum. Sonrasında kalan krem şanti ile pastanızın üzerini ve çevresini kaplayın.


İşte işin en eğlenceli yanı. Sırasıyla yanlara çikolataları dizin. Etrafına bir kurdele bağlayıp hem şık bir görüntü elde edersiniz hem de çikolatalar iyice pastanıza yapışır. Ben bu halde pastamı bir gece dolapta bıraktım. Kek kremayı iyice çekti ve tam bir pasta oldu. Pastamı servis etmeden önce üzerine bonibon ya da M&M çikolatalardan serpin. Görüntüsü ile kendine aşık eden ve tadına bakıldığında insanı farklı yerlere götüren bu pasta için şimdiden herkese afiyet olsun…


13 Şubat 2014 Perşembe

14 Şubat çılgınlığı

Vay arkadaş, neymiş bu 14 Şubat? Bir kısım heyecanla beklerken, bir kısım nefret ediyor, kalan bir kısım var ki onlar olaya tamamen kayıtsız.

Reklamlar, ortalıkta dolaşan kırmızı kalpler, gazeteler-dergiler-internet yani anlayacağınız her yerde hediyeler, sürprizler, çiçekler, peluş ayıcıklar. Sayarken bile içim daraldı, gerisini siz düşünün.

Bence ortada bu kadar abartılacak bir şey yok. Ne nefret edelim ne de heyecandan ölelim. Sakin sakin geçirelim o günü.

Ben açıkçası 14 Şubat günü özel bir yerlere gitmeyi, hediyeleşmeyi çok anlamlı bulmuyorum. Hediyemi kendim yapabilirsem ne ala. (Bu konuda bir çalışmam olacak, sonucu bir sonra ki yazıda paylaşacağım.)

Beyler bayanlar, işte sevginizi ifade etmenin en doğal ve en lezzetli yolu. Ellerinizle yaptığınız kalpli kurabiyeler. Aşağıda tarifini vereceğim bu lezzetli ve görüntüsü ile aşkı ifade edecek kurabiyeleri yapmanızı öneririm. Ben 2013 yılında bu tarz bir tarifler hem göze hem de mideye hitap etmiştim. Tecrübe ile sabit: Sonuç başarılı.



Çikolatalı-Yer Fıstıklı Aşk Kurabiyeleri

Hamur için malzemeler:

* 2 çorba kaşığı tereyağı

* 2,5 su bardağı un

* Yarım su bardağı tuzsuz yer fıstığı

* 3 çay bardağı pudra şekeri

* 1 tatlı kaşığı vanilya

* 1 çimdik tuz

İçine: Marmelat ya da reçel (Marmelatınızı kendiniz yapmak isterseniz geçen yıl hazırladığım Sevgililer Günü tarifine göz atmanızı öneririm.)

Hazırlanışı:

Fıstığı mutfak robotunda parçalayın. Unu eleyerek hamur malzemelerini karıştırın ve yoğur. Yoğurduğunuz hamurun üzerini sarıp buzdolabında yarım saat dinlendirin. Dinlenen hamurunuzu çıkarın ve unladığınız tezgahta yarım parmak kalınlığında açın ve kalp kalıplarınızla kesin. Tepsiye dizdiğiniz Kurabiyelerinizi 165 derecelik fırında 20 dakika pişirin. Kurabiyeleriniz soğuduktan sonra üzerlerine marmelat sürüp diğer kurabiye ile kapatın. Dilerseniz kurabiyelerinizin üzerine erimiş çikolata döküp servis edebilirsiniz.

Aşk dolu günler diliyorum, afiyet olsun...

31 Ocak 2014 Cuma

Kurtarıcım OnlineMarket...

Çalışan kadının hali haraptır, bilen bilir. İnsanın her dakikasının değeri vardır. İstanbul trafiğinde yollarda geçen zamanlar, uzun çalışma saatleri, evlilik, ev, sosyal hayat vs derken zaman hızlıca akıp geçer ve sizin o akan zaman içerisinde ki her dakikaya ihtiyacınız vardır.

Market alışverişi yapmak aslında zevklidir ama zaman kısıtlılığı, marketlerde ki yoğunluk ve özellikle ödeme kuyruğu insanı canından bezdirir.

Sanal marketlerden alışveriş yapmak işinizi kolaylaştıracak diye düşünür ve kimi zaman yanılırsınız. Alışveriş yapabilmek için bir alt limit şartı konması, teslimat sürelerinin 3 saat altına inememesi ve yanlış ya da hatalı ürün sıkıntısı yaşadığınızda iade ve ödemenin geri alınması gibi noktalarda sıkıntılar yaşanması insanı market kuyruğuna sokacak kadar bıktırıcıdır.

Ben de tam bıkmış bir haldeyken OnlineMarket'ten haberdar oldum. Şimdilik sadece Ataşehir'e hizmet eden www.onlinemarket.com.tr benim için bir cankurtaran oldu. Zaten 2 kişilik bir aileyiz, istediğim anda siparişimi veriyorum ve bir saat içerisinde evime teslim edildiğini görüyorum. İşin güzel tarafı alışveriş yaparken hiç sıkıntı yaşamamam. O kadar kolay bir sistem oluşturulmuş ki, pıt pıt alışverişimi yapabiliyorum.

ben 2 haftadır alışveriş yapmaya başladım. İlk alışverişimde cuma işten çıkmadan siparişimi verdi, 20:00'da teslimat istedim ve alışverişimi kontrol edip kapıda ödemesini yaptım.

Diğer siparişimi annem için yaptım. Evde otururken anneme sipariş verdim, 45 dakika sonra kapı çalınmıştı.

İşin en güzel tarafı, özellikle donmuş gıdalar, olması gerektiği gibi yani frigofrik araçlarla evlerimize getiriliyor. Yani bizim markette alıp en az bir iki satte eve getirip buzluğa attığımız yiyecekler gibi önce çözülüp sonra yeniden donmuyorlar.

Bir diğer önemli konu ise marketlerde herkesin dokunduğu ve seçtiği meyve-sebzeleri almaya mecbur kalmıyorsunuz. Hiç sevmiyorum o kadar mıncıklanmış gıdaları evime sokmayı.

Özellikle çocuğu olan ailelerin bu konularda ki hassasiyetlerini göze alarak OnlineMarket'i tanımalarını istedim. Şu an için sadece Ataşehir'de var OnlineMarket ama yavaş yavaş İstanbul'da farklı noktalara hizmet edeceklerini söylüyorlar.

Online alışverişi kolaylaştırdıkları için ben çok mutluyum. Yaşasın kazanılan zaman ve alınan kaliteli ürünler.


6 Ocak 2014 Pazartesi

Bugün Başlıyorum!

2012 yılında yani evlendikten hemen sonra eşim ve ben maalesef her yeni evli çiftin başına gelen dramla karşılaştık ve "kilo almaya" başladık.

İşin kötü tarafı spor yapmamıza rağmen kilo alma hızımız durmadı. Şişe şişe balon gibi olduk. İkimiz de elma yanaklı tontoşlara döndük. E tabii sonradan gurmeler olarak her gittiğimiz yerde yedik, içtik ve gezdik. bu yetmezmiş gibi bir de evde kendimizi yemeğe ve tatlıya boğdum. Nede olsa erkeğin kalbinden geçen yol midesinden geçiyordu. Ahhh o kalbe giden yol, bizi maalesef obezitenin pençesine düşürdü.

Biraz abartmış olabilirim ama bu kilo aldığımız gerçeğini değiştirmeye yetmiyor maalesef.

2014 yılı bizim yılımız olacak dedik eşimle. Aldığımız kiloları verip yapmak istediğimiz önemli şeyleri yapacağız. Bıngıldayan yağ kütlelerinin bizi engellemesine izin vermeyeceğiz.

Yeni yıla girerken yeni kararlar aldık ve kilo vermeye karar verdik.

İşte tam o sırada olan oldu ve Nestle Türkiye'den gelen bir paketle kapım çalındı.

Nesfit'in Bugün Başlıyorum sloganı ile gelen yeni yıl hediyesi ile kararımızın artık yiyecek - içecek markaları tarafından da desteklendiğini gördük ve "Şimdi Zamanı" dedik. Bizi desteklediğiniz için teşekkürler Nestle Türkiye...


Artık akşam yemeklerini kestik, yeme alışkanlığımızı düzene sokmaya karar verdik. Keyif yapmak için abur-cubura dadanmak yok!

Bol su içilecek, kuru yemiş atıştırılacak, akşam 18:00'dan sonra yemek yenmeyecek!

İşte o kadar!

Sizlere Not: Farkındayım biraz sert bitirdim yazıyı, çünkü çok dertliyim. Ben kilo verdikçe sizleri bilgilendireceğim. Önerileriniz olursa onları da bana yazmanızı isteyeceğim.

Bir süre işkence gibi geçecek ama bunu başaracağız...

3 Ocak 2014 Cuma

Geldi, geliyor derken...

Sonunda 2014 geldi.

Çok fazla anlam yükledik ve çok fazla şey bekliyoruz 2014 yılından. Aslında kötü olan geçirdiğimiz yıl değil, bizim enerjimizdir diye düşünüyorum.

Biz ne kadar pozitif olursak o kadar güzel geçer yaşadığımız her an. Bizim karamsar olduğumuz anlarda ise felaketler üst üste gelmeye başlar. İnsan kimi zaman kendisine en büyük dosttur ama bazı zamanlarda ise en büyük düşmandır.

Hepimizin kafasında 2014'e dair düşünceler ve tabii ki dilekler var. Umuyorum kalbimizden geçenler gerçeğe dönüşür. Umuyorum herkes mutlu ve huzurlu olur 2014 yılında.

Dileklerimizi ve umutlarımızla keyifli bir 31 Aralık gecesi geçirdik biz ailece. Sağlımız yerinde, ailemiz yanımızda ve huzurumuz bizimle olduğu için şükretmekten başka bir şey kalmadı.

Zaten bunların dışında olan şeyler çok boş geliyor bana. İnsanın başarısı da, parası da, güzelliği de sağlığı yerinde, sevdikleri yanında olmadıkça neye yarar?

Televizyonda yeni yıl gecesi sokaklarda yaşananları izlediğimde şaşırmadım. Her yıl aynı görüntüler nede olsa. Ama ister istemez insanlara karşı bir tiksinti hissettim içimde. Nasıl bu kadar iğrençleşebiliyor insanlar bilemiyorum. Aslına bakarsanız bilmek bile istemiyorum.

Ben kendime mutlu, huzurlu ve pozitif bir fanus yarattım. Olumsuz düşüncelerin içeriye girip benim keyfimi kaçırmasına izin vermeyeceğim.

Her yeni yılımın bir önceki yıldan daha güzel geçmesini diliyorum. Herkese evinde huzur, sağlık ve mutluluk diliyorum.

Nede olsa "Evde ki huzur, zenginlik budur!"

İşte olay bu kadar net.


27 Aralık 2013 Cuma

Diliyorum...

Zaman ne kadar çabuk geçiyor değil mi?

Daha dün gibiydi eşimle ilk karşılaşmamız. Şimdi bir bakıyorum ki evliliğimizin 2. yılını bitirmişiz. Birbirimize yetiyor olmamız en güzeli gibi geliyor. Birbirimizle eğlenip, birbirimizle yakın arkadaş olmak, aşık olmak, eş olmak ve bazen küs olmak...

Sanırım en önemlisi birbirinden farklı olarak tam olabilmek.

Söyleyebileceğim çok şey var biliyor musunuz ama bir problemim var, o da duygularımı ifade edecek kelimeleri henüz bulamamış olmam. Tek söyleyebileceğim mutluluğumuzun gözlerimizi kapatıp bu dünyaya veda edeceğimiz ana kadar sürmesi.

Yanımızda ailelerimiz ve bizi sevip destek olan insanlarla, el ele torunlarımızı görebilmeyi umuyorum.

İki ihtiyar aşık olabilmeyi diliyorum.


Bu yıl eşimin yaptığı jestler ile bir prenses gibi hissettim kendimi. Şımardım şımarabildiğim kadar, sevdim sevebildiğim kadar.

Gezdik, tozduk ve yine güzel anlar biriktirdik kendimize.

Yazımın sonuna da bir "Maşallah" kondurmak istiyorum...