2012 yılında yani evlendikten hemen sonra eşim ve ben maalesef her yeni evli çiftin başına gelen dramla karşılaştık ve "kilo almaya" başladık.
İşin kötü tarafı spor yapmamıza rağmen kilo alma hızımız durmadı. Şişe şişe balon gibi olduk. İkimiz de elma yanaklı tontoşlara döndük. E tabii sonradan gurmeler olarak her gittiğimiz yerde yedik, içtik ve gezdik. bu yetmezmiş gibi bir de evde kendimizi yemeğe ve tatlıya boğdum. Nede olsa erkeğin kalbinden geçen yol midesinden geçiyordu. Ahhh o kalbe giden yol, bizi maalesef obezitenin pençesine düşürdü.
Biraz abartmış olabilirim ama bu kilo aldığımız gerçeğini değiştirmeye yetmiyor maalesef.
2014 yılı bizim yılımız olacak dedik eşimle. Aldığımız kiloları verip yapmak istediğimiz önemli şeyleri yapacağız. Bıngıldayan yağ kütlelerinin bizi engellemesine izin vermeyeceğiz.
Yeni yıla girerken yeni kararlar aldık ve kilo vermeye karar verdik.
İşte tam o sırada olan oldu ve Nestle Türkiye'den gelen bir paketle kapım çalındı.
Nesfit'in Bugün Başlıyorum sloganı ile gelen yeni yıl hediyesi ile kararımızın artık yiyecek - içecek markaları tarafından da desteklendiğini gördük ve "Şimdi Zamanı" dedik. Bizi desteklediğiniz için teşekkürler Nestle Türkiye...
Artık akşam yemeklerini kestik, yeme alışkanlığımızı düzene sokmaya karar verdik. Keyif yapmak için abur-cubura dadanmak yok!
Bol su içilecek, kuru yemiş atıştırılacak, akşam 18:00'dan sonra yemek yenmeyecek!
İşte o kadar!
Sizlere Not: Farkındayım biraz sert bitirdim yazıyı, çünkü çok dertliyim. Ben kilo verdikçe sizleri bilgilendireceğim. Önerileriniz olursa onları da bana yazmanızı isteyeceğim.
Bir süre işkence gibi geçecek ama bunu başaracağız...
6 Ocak 2014 Pazartesi
3 Ocak 2014 Cuma
Geldi, geliyor derken...
Sonunda 2014 geldi.
Çok fazla anlam yükledik ve çok fazla şey bekliyoruz 2014 yılından. Aslında kötü olan geçirdiğimiz yıl değil, bizim enerjimizdir diye düşünüyorum.
Biz ne kadar pozitif olursak o kadar güzel geçer yaşadığımız her an. Bizim karamsar olduğumuz anlarda ise felaketler üst üste gelmeye başlar. İnsan kimi zaman kendisine en büyük dosttur ama bazı zamanlarda ise en büyük düşmandır.
Hepimizin kafasında 2014'e dair düşünceler ve tabii ki dilekler var. Umuyorum kalbimizden geçenler gerçeğe dönüşür. Umuyorum herkes mutlu ve huzurlu olur 2014 yılında.
Dileklerimizi ve umutlarımızla keyifli bir 31 Aralık gecesi geçirdik biz ailece. Sağlımız yerinde, ailemiz yanımızda ve huzurumuz bizimle olduğu için şükretmekten başka bir şey kalmadı.
Zaten bunların dışında olan şeyler çok boş geliyor bana. İnsanın başarısı da, parası da, güzelliği de sağlığı yerinde, sevdikleri yanında olmadıkça neye yarar?
Televizyonda yeni yıl gecesi sokaklarda yaşananları izlediğimde şaşırmadım. Her yıl aynı görüntüler nede olsa. Ama ister istemez insanlara karşı bir tiksinti hissettim içimde. Nasıl bu kadar iğrençleşebiliyor insanlar bilemiyorum. Aslına bakarsanız bilmek bile istemiyorum.
Ben kendime mutlu, huzurlu ve pozitif bir fanus yarattım. Olumsuz düşüncelerin içeriye girip benim keyfimi kaçırmasına izin vermeyeceğim.
Her yeni yılımın bir önceki yıldan daha güzel geçmesini diliyorum. Herkese evinde huzur, sağlık ve mutluluk diliyorum.
Nede olsa "Evde ki huzur, zenginlik budur!"
İşte olay bu kadar net.
Çok fazla anlam yükledik ve çok fazla şey bekliyoruz 2014 yılından. Aslında kötü olan geçirdiğimiz yıl değil, bizim enerjimizdir diye düşünüyorum.
Biz ne kadar pozitif olursak o kadar güzel geçer yaşadığımız her an. Bizim karamsar olduğumuz anlarda ise felaketler üst üste gelmeye başlar. İnsan kimi zaman kendisine en büyük dosttur ama bazı zamanlarda ise en büyük düşmandır.
Hepimizin kafasında 2014'e dair düşünceler ve tabii ki dilekler var. Umuyorum kalbimizden geçenler gerçeğe dönüşür. Umuyorum herkes mutlu ve huzurlu olur 2014 yılında.
Dileklerimizi ve umutlarımızla keyifli bir 31 Aralık gecesi geçirdik biz ailece. Sağlımız yerinde, ailemiz yanımızda ve huzurumuz bizimle olduğu için şükretmekten başka bir şey kalmadı.
Zaten bunların dışında olan şeyler çok boş geliyor bana. İnsanın başarısı da, parası da, güzelliği de sağlığı yerinde, sevdikleri yanında olmadıkça neye yarar?
Televizyonda yeni yıl gecesi sokaklarda yaşananları izlediğimde şaşırmadım. Her yıl aynı görüntüler nede olsa. Ama ister istemez insanlara karşı bir tiksinti hissettim içimde. Nasıl bu kadar iğrençleşebiliyor insanlar bilemiyorum. Aslına bakarsanız bilmek bile istemiyorum.
Ben kendime mutlu, huzurlu ve pozitif bir fanus yarattım. Olumsuz düşüncelerin içeriye girip benim keyfimi kaçırmasına izin vermeyeceğim.
Her yeni yılımın bir önceki yıldan daha güzel geçmesini diliyorum. Herkese evinde huzur, sağlık ve mutluluk diliyorum.
Nede olsa "Evde ki huzur, zenginlik budur!"
İşte olay bu kadar net.
27 Aralık 2013 Cuma
Diliyorum...
Zaman ne kadar çabuk geçiyor değil mi?
Daha dün gibiydi eşimle ilk karşılaşmamız. Şimdi bir bakıyorum ki evliliğimizin 2. yılını bitirmişiz. Birbirimize yetiyor olmamız en güzeli gibi geliyor. Birbirimizle eğlenip, birbirimizle yakın arkadaş olmak, aşık olmak, eş olmak ve bazen küs olmak...
Sanırım en önemlisi birbirinden farklı olarak tam olabilmek.
Söyleyebileceğim çok şey var biliyor musunuz ama bir problemim var, o da duygularımı ifade edecek kelimeleri henüz bulamamış olmam. Tek söyleyebileceğim mutluluğumuzun gözlerimizi kapatıp bu dünyaya veda edeceğimiz ana kadar sürmesi.
Yanımızda ailelerimiz ve bizi sevip destek olan insanlarla, el ele torunlarımızı görebilmeyi umuyorum.
İki ihtiyar aşık olabilmeyi diliyorum.
Bu yıl eşimin yaptığı jestler ile bir prenses gibi hissettim kendimi. Şımardım şımarabildiğim kadar, sevdim sevebildiğim kadar.
Gezdik, tozduk ve yine güzel anlar biriktirdik kendimize.
Yazımın sonuna da bir "Maşallah" kondurmak istiyorum...
Daha dün gibiydi eşimle ilk karşılaşmamız. Şimdi bir bakıyorum ki evliliğimizin 2. yılını bitirmişiz. Birbirimize yetiyor olmamız en güzeli gibi geliyor. Birbirimizle eğlenip, birbirimizle yakın arkadaş olmak, aşık olmak, eş olmak ve bazen küs olmak...
Sanırım en önemlisi birbirinden farklı olarak tam olabilmek.
Söyleyebileceğim çok şey var biliyor musunuz ama bir problemim var, o da duygularımı ifade edecek kelimeleri henüz bulamamış olmam. Tek söyleyebileceğim mutluluğumuzun gözlerimizi kapatıp bu dünyaya veda edeceğimiz ana kadar sürmesi.
Yanımızda ailelerimiz ve bizi sevip destek olan insanlarla, el ele torunlarımızı görebilmeyi umuyorum.
İki ihtiyar aşık olabilmeyi diliyorum.
Bu yıl eşimin yaptığı jestler ile bir prenses gibi hissettim kendimi. Şımardım şımarabildiğim kadar, sevdim sevebildiğim kadar.
Gezdik, tozduk ve yine güzel anlar biriktirdik kendimize.
Yazımın sonuna da bir "Maşallah" kondurmak istiyorum...
Etiketler:
aşk,
evlilik,
evlilik yıldönümü,
Pınar Eslek Blog,
Şevki Gök
18 Aralık 2013 Çarşamba
Deri şıklığı
Her kadının dolabında olmazsa olmaz parçalar vardır. Bunlardan biri de deri cekettir. Tam bir kurtarıcıdır deri ceketler. Gece dışarı çıkarken tamamlayıcı olabilir, kotla harika gider, mini etekle şık olur diye saymaya başlarsak sonunu getirmekte zorlanabiliriz.
Bunları yazıyorum ama bu sezon kullanabileceğim bir deri cekete maalesef henüz ulaşamadım. Maillerime bakıp Home Store'nin deri modellerini görünce ise aradığımı bulduğumu anladım.
Bu arada Home Store'nin deri koleksiyonuna baktığımda bir iki parça daha var ki beni kalbimden vurdu. Elbise ve özellikle deri detaylarıyla etekler harika. Deri ceket dışında kıyafetlerde deri olaylarından pek hoşlanmam. Fazla rüküş gelir bana, özellikle de deri pantolonlar. Bu koleksiyondaki ürünlerde gayet şık ve ölçülü deri kullanımı var.
Bildiğim kadarıyla artık Home Store ve Emel Acar arasında bir bağ kalmadı. Allahtan Emel Acar Home Store markasını daha fazla katletmeden bu işi bıraktı. Şu an bu deri koleksiyonunu Emel Acar'ın yaptığını hayal edemiyorum. Sanırım ülkede toplu intiharlara neden olabilirdi bu çalışma.
Neyse bunları bir kenara bırakıp, bu sezon deri ceketler, deri detaylarla süslü elbise ve eteklerle şıkır şıkır ve kadınsı hallere bürünüp 2014 kışının tadını çıkaralım.
Bunları yazıyorum ama bu sezon kullanabileceğim bir deri cekete maalesef henüz ulaşamadım. Maillerime bakıp Home Store'nin deri modellerini görünce ise aradığımı bulduğumu anladım.
Bu arada Home Store'nin deri koleksiyonuna baktığımda bir iki parça daha var ki beni kalbimden vurdu. Elbise ve özellikle deri detaylarıyla etekler harika. Deri ceket dışında kıyafetlerde deri olaylarından pek hoşlanmam. Fazla rüküş gelir bana, özellikle de deri pantolonlar. Bu koleksiyondaki ürünlerde gayet şık ve ölçülü deri kullanımı var.
Bildiğim kadarıyla artık Home Store ve Emel Acar arasında bir bağ kalmadı. Allahtan Emel Acar Home Store markasını daha fazla katletmeden bu işi bıraktı. Şu an bu deri koleksiyonunu Emel Acar'ın yaptığını hayal edemiyorum. Sanırım ülkede toplu intiharlara neden olabilirdi bu çalışma.
Neyse bunları bir kenara bırakıp, bu sezon deri ceketler, deri detaylarla süslü elbise ve eteklerle şıkır şıkır ve kadınsı hallere bürünüp 2014 kışının tadını çıkaralım.
Karşı konulmaz çikolata aşkı
"İsviçreli
çikolata ustalarının en yumuşak eseri olan Lindor, sizi çikolatanın büyülü
dünyasını keşfetmeye davet ediyor." cümlesini okudum ve kendimden geçtim. Evet, ben de o büyülü dünyanın içerisinde olmak ve oradan hiç çıkmamak istiyorum.
Yurtdışı seyahatlerimde eve dönerken kendime aldığım tek armağandır bu kırmızı kutular içerisinde duran lezzet bombaları. Şimdi maillerime bakarken Lindor bültenlerinde yazan bu cümleyi görünce aşkımı yazmadan geçemedim.
Yurtdışı seyahatlerimde eve dönerken kendime aldığım tek armağandır bu kırmızı kutular içerisinde duran lezzet bombaları. Şimdi maillerime bakarken Lindor bültenlerinde yazan bu cümleyi görünce aşkımı yazmadan geçemedim.
Benim çikolataya olan düşkünlüğümü bilmeyen yoktur. Türk kahvesini çikolatasız içemem, gün içerisinde minik bir doz çikolata almam şarttır. Çikolatayı gerçekten seven insanlar her çikolatayı da yiyemez.
Çikolata ile aşkım sunumu ile başlar. Güzel sunulan bir çikolata gönlümü hemen çalar. Sonra sıra tadına bakmaya gelir ki işte aşk o anda başlar...
Lindor kırmızı renge duyduğum aşk ile ilk bakışta dikkatimi çeken bir çikolata. Ama inanın tadına bakıldığında da aynı duyguyu yaşatıyor. O minicik yuvarlak çikolatayı ısırdığınızda yumuşacık dolgusu ile gerçek çikolataya doyuyorsunuz.
Yeni yıla girerken sevdiğiniz insanlara alabileceğiniz şık ve tadına doyulmaz bir hediye alternatifi önerisi olarak bir yerlere not edin lütfen: Karşı konulmaz çikolata aşkı, Lindor...
26 Ekim 2013 Cumartesi
Milföylü Nutellalı çıtır tatlılar
Az önce canımız tatlı isteyince ne yapalım diye düşündüm. Dolabın kapağını açtım, evimde ne var ne yok diye mutfakta küçük bir teftişte bulundum. Elde olanlar; Milföy hamuru, meyve ve Nutella.
Sonuç: Hafif, çıtır çıtır ve lezzetli bir tatlı.
Eminim bu pratik tarifi deneyenleriniz olmuştur. Ama ne olur ne olmaz diye düşünerek hemen size tarifi ve hazırlanışını yazmak istedim.
Malzemeler:
* Milföy hamuru
*Muz veya sevdiğiniz başka bir meyve
*Nutella
*Yumurta
Hazırlanışı: Milföy hamurlarınızı 15-20 dakika oda sıcaklığında çözüldükten sonra iki şekilde tatlılarınızı hazırlayabilirsiniz. İsterseniz milföylerinizi yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizerek üzerlerine bir çatalla birkaç delik açıp fırına atabilirsiniz. Milföyleriniz kızardıktan sonra fırından çıkarıp üzerine Nutella sürüp istediğiniz meyve ile süsleyerek servis edebilirsiniz. Ya da isterseniz milföyleriniz çözüldükten sonra merdane ile açıp dörde böldükten sonra içlerine Nutella sürüp kapatabilirsiniz. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp fırına attıktan sonra kızarmasını bekleyin. Çıtır çıtır olan tatlılarınızı fırından çıkarıp yanında meyve ile servis edebilirsiniz. Emin olun iki haliyle de tatlılarınız harika olacak. Önemli olan sevginizi katmanız.
Afiyet olsun...
Sonuç: Hafif, çıtır çıtır ve lezzetli bir tatlı.
Eminim bu pratik tarifi deneyenleriniz olmuştur. Ama ne olur ne olmaz diye düşünerek hemen size tarifi ve hazırlanışını yazmak istedim.
Malzemeler:
* Milföy hamuru
*Muz veya sevdiğiniz başka bir meyve
*Nutella
*Yumurta
Hazırlanışı: Milföy hamurlarınızı 15-20 dakika oda sıcaklığında çözüldükten sonra iki şekilde tatlılarınızı hazırlayabilirsiniz. İsterseniz milföylerinizi yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizerek üzerlerine bir çatalla birkaç delik açıp fırına atabilirsiniz. Milföyleriniz kızardıktan sonra fırından çıkarıp üzerine Nutella sürüp istediğiniz meyve ile süsleyerek servis edebilirsiniz. Ya da isterseniz milföyleriniz çözüldükten sonra merdane ile açıp dörde böldükten sonra içlerine Nutella sürüp kapatabilirsiniz. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp fırına attıktan sonra kızarmasını bekleyin. Çıtır çıtır olan tatlılarınızı fırından çıkarıp yanında meyve ile servis edebilirsiniz. Emin olun iki haliyle de tatlılarınız harika olacak. Önemli olan sevginizi katmanız.
Afiyet olsun...
24 Eylül 2013 Salı
AŞK dolu Cunda...
Üç defa yolum düştü Cunda'ya... Üçünde de ayrı güzellikle yaşadım, farklı anılar biriktirdim. Güzel anılarımın ev sahibi, güzel Cunda...
(İç sesimden not: Önemli bir ayrıntıdan bahsedeyim; otele çocuk alınmıyor. Yaş sınırını hatırlamıyorum ama otelin hiçbir yerinde çocuk olmadığını hatırlıyorum.)
Bazen aşırı kalabalık, bazen çok sakin, bazı noktaları eğlenceye doymaz, bazı yerleri sessiz. En güzel yanı denizi. Pırıl Pırıl parlayan ama çivi gibi soğuk ve tertemiz...
En son 2011 yazında eşimle gittiğim tatil ise en unutulmaz olanıydı. Cunda Alibey Adası'nda konumlanmış Ortunç Club benim için en unutulmaz yerlerden biri oldu. Cunda'nın kalabalığı içerisinde değil ama yanı başında, öyle diğer bildiğiniz oteller gibi tıklım tıklım da değil. Denizi mavi bayraklı bir koyda, manzarası ise uçsuz bucaksız.
Daha ne olsun?
(İç sesimden not: Önemli bir ayrıntıdan bahsedeyim; otele çocuk alınmıyor. Yaş sınırını hatırlamıyorum ama otelin hiçbir yerinde çocuk olmadığını hatırlıyorum.)
Otel kısmı iki katlı. Her biri o güzel denize bakıyor. Uyanır uyanmaz balkona çıktığınız da adete aydınlanıyor dünyanız.
Ne bir korna sesi, ne bir gürültü.
Otelde herkes sakin, telaşsız.
Ortunç Club'da konaklayıp Cunda'nın içerisinde de vakit geçirebilirsiniz. Otel oda-kahvaltı konseptinde. Bu durumda akşam sizi bağlayan bir şey yok. Çıkıp Cunda limanda ki harika balık restoranlarından birine gidebilirsiniz. Özellikle oraya özgü olan Papalina yemenizi öneriyorum. Balık keyfiniz sonrasında sahile yürüyün. Yürürken de o muhteşem vanilya kokusunu takip edin. O koku sizi ünlü Ayvalık dondurmasına götürecek. Özellikle sakızlı dondurmayı tatmadan dönmeyin.
Bu arada Ayvalık Tostu denen o muhteşem şeyi ana vatanında yemeyi unutmayın. Nasıl ki İskender Bursa'da yenirse, Ayvalık tostu da Ayvalıkta yenir. Özellikle Şeytan Sofrası'na gitmelisiniz. Güneşin batışını görebileceğiniz en güzel yerlerden biri. Dilek ağacına dileğinizi asın, gezin tozun ama güneşin batışı bir kadeh şarap (ya da isterseniz ayvalık tostu) eşliğinde izlemeyi unutmayın. İşte manzara, işte romantizim...
Tekne turları da deneyebileceğiniz alternatiflerden biri. Birbirinden güzel koyları gezip, keyifle eğlenebilir ve aynı zamanda güneşlenebilirsiniz.
Akşamları sakin geçirmek istemiyorsanız çıkın Cunda sahile, o küçücük sahili baştan sona turlayın. Pazara mutlaka girin. Takılar, süsler, el işi kıyafetler ve daha neler neler...
Tatiliniz bitip evinize dönmeden önce zeytin ve zeytin yağı alışverişinizi yapın mutlaka. Hatta zeytinyağlı sabunlar, çeşitli otlar ve en önemlisi sakızlı lorlu kurabiyelerden alın. Bir ürünü ustalarının elinden almak gibisi yok.
Ahhh Cunda ahhh. Sen ne güzelsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







