14 Ağustos 2013 Çarşamba

Cumalıkızık, Bursa ve Gemlik'i görün...

Dikkat ettim de blogumda bol bol yemek tariflerine yer vermeye başladım. İyi güzel ama biz sadece yemek yiyerek yaşamıyoruz. Aksine beni tanıyanlar bilirler, gezmeyi çok severim. Eşimde benim gibidir. E hal böyle olunca biz sık sık gezen bir aile olduk. Durum böyle olunca ben artık gittiğim yerleri de biraz yazayım dedim.

İlk olarak hafta sonu kaçamağı için gittiğimiz Bursa gezimizi yazmak istedim sizlere. Aslında amacımız Bursa'ya gitmek değildi. Ben Cumalıkızık'a gidelim istedim, sonra bir baktım eşim konaklamayı ayarlamış, rezervasyon yapılmış biz valiz hazırlıyoruz.

Tabii gezmenin kötüsü olmaz dedik ve çıktık yola. Hemen gezi planımızı anlatayım sizlere. Küçük kaçamağımız için sabah erkenden yola çıktık. Hedefimizin Cumalıkızık'a gidip orayı gezmek ve keyifli bir köy kahvaltısı yapmaktı. Amacımıza da ulaştık ve harika bir köy kahvaltısı yaptık. Çok sevimli bir mekanda, koca koca ağaçların gölgesinde semaverden çayımızı yudumlayarak başladık güne. Mekanın adı Maviboncuk. Gözlemesi, köy eğmeği ve köy yumurtası miss gibiydi. Hele semaverde kaynayan çay beni benden aldı. Oturduk, kafamızı dinledik ve en önemlisi birbirimizi dinledik eşimle. Mekanın tadını çıkardıktan sonra küçük bir köy olan Cumalıkızık'ı gezdik. Emin olun gezimiz çok uzun sürmedi. Kısa bir köy turu, bol bol fotoğraf çekimi, köy ekmeği alışverişi ve bahçelerden koparılmış meyve alışverişi yaptıktan sonra atladık arabamıza ve Bursa merkeze doğru yola çıktık.


Holiday İnn'de konaklamamızı ayarlamıştık. Bende otele gidip biraz dinlenelim istedim. Neden diye merak ediyorsanız hemen belirteyim, Bursa halkı maalesef pek iyi araba kullanmıyor. Işık neymiş, trafik kuralı var mıymış gibi bir durumdalar. Eminim herkes öyle değildir ama tüm seyahatimiz boyunca korku dolu anlar yaşadık. Hele ben, tedirginlikten yerimde duramadım. O nedenle otelde dinlenmek iyi gelir diye düşündük ve odamıza geçtik. Otel fena değildi ama orada konaklamayı düşünürseniz beklentinizi çok yüksek tutmayın derim.

Biraz dinlenme sonrasında akşam yola çıktık ve Gemlik'e gittik. Eşim İstanbul'dayken çok güzel bir balık restoranına rezervasyon yaptırmıştı. Ben merak içinde nereye gideceğimizi bilmez bir halde hazırlandım ve yine çok beğendiğim bir mekana gittik. Gemlik Kıyı Balık, herkese önereceğim bir mekan. Eşim de ben de hem mekanı, hem yemekleri hem de servisi çok beğendik. Harika bir manzara eşliğinde çok keyifli bir yemek yedik. Hayatımda en uzun oturduğum masalardan biri oldu. 2 kişi olarak, sanki çevremizde başka insanlar yokmuşcasına keyif aldık birbirimizden.

Otele dönerken bir çılgınlık yapalım dedik ve Bursa'nın bilinen bir işkembecisine gittik. Ben işkembe çorbası içmiş bir insan değilim. Deneyelim bakalım dedim ama bir iki kaşık sonra bıraktım çorbayı. Değişikti bir deneyimdi benim için ama olsun her tadı denemek lazım bu hayatta, çok sınırlandırmamalı insan kendini.

Uzun ve dolu dolu geçen bir gün ardından sonunda kendimizi otele attık dedik ve oldukça geç bir saatte günü noktaladık. Sabah bomba bir kahvaltı sonrası bu defa Bursa sokaklarını arşınlamaya başladık. Bursa içerisinde gezilecek çok fazla tarihi nokta var. Vaktimiz yettiğince gezdik. Özellikle Bursa Ulu Camii'yi görmenizi öneriyorum. 


Dolu dolu bir gün sonrasında ise evimize dönmek için çıktık yola. Tek üzüldüğüm ünlü Bursa İskender Kebabı'ndan yiyememek oldu. Çünkü daha fazla yiyecek yer kalmamıştı bende, onu da bir başka zaman yerim diyerek dünyadaki en huzurlu yer olan evimize döndük.

Ne olursa olsun "Evim evim, güzel evim" derim.

Gezmeye sevenlere ise Cumalıkızık, Gemlik ve Bursa gezisi öneririm.

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Bayram geldi, hoş geldi...

Kendimi yine harika hissediyorum.

Neden diye merak edersiniz diye hemen söylüyorum; ben bayramlarda çok mutlu olurum.

Neden bilmem ama bayramları çok severim.

Her bayram içim içime sığmaz, bitmez tükenmek bilmez bir heyecan duyarım.

Bayram yemeklerine ve bayram ziyaretlerine bayılırım.

Az ya da çok fark etmez, bir aileniz olması bayramları güzelleştiren en temel noktadır.

Evinize bir kişi bile gelse ya da siz bir eve bile ziyarete gitseniz bayram yine bayramdır.

Yeter ki sağlık, mutlu ve huzurlu olun.

Şimdiden herkesin bu güzel günü yani Ramazan Bayramı kutlu olsun.

Şeker tadında, kahkahalarla dolu bir bayram olsun...


29 Temmuz 2013 Pazartesi

Abla candır!

Bence ablası olan insan bu dünyadaki en şanslı insandır. En güvenilir dostunuz, kan bağınız olan en yakın arkadaşınız, sırdaşınız, kavga edebileceğiniz ilk alternatif, omzunda ağlayabileceğiniz yegane insan "Abla"nızdır.

Benim biricik ablama yıllardır yurt dışında farklı ülkelerde yaşıyor. Mesafelerin uzun olması bizim aramızda ki bağın daha güçlenmesine neden oldu. Hep özlem duyduğum, yanımda olsa da rahatça sohbet edebilsem ve hatta dedikodu yapabilsem dediğim tek insandır ablam.

Kardeşime ve bana ikinci bir anne oldu her zaman. Hep bizi kendinden çok düşündü, hep bize destek olmak için kendini düşünmeden hareket etti. Ben o kadar şanslıyım ki, her zaman biliyorum arkamda dev gibi bir ablanın durduğunu.

Belki bunun vermiş olduğu rahatlıkla hala daha şımarık kız kardeşi olurum.

Her gün onu göremesem bile hep yazışır, sohbetimize ve dedikodularımıza kesintisiz devam ederiz biz ablamla.

Umuyorum ablası olan her insan en az benim kadar şanslıdır.


Benim ablam hala bayram harçlığı olsun diye para gönderiyor hesabıma. Düşünün artık gözünde nasıl olduğumu.

Nede olsa ben onun kız kardeşiyim.

Sanırım bu durum hiç değişmeyecek.

Hep söylüyorum, abla candır!

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Lezzet Diyarı: Remina Restoran

Dün arkadaşlarımla Wyndham Kalamış Marina içindeki Remina Restoran'a gittik. Hava sıcaktı ancak Kalamış Marina'nın manzarası ve Remina Restoran önünde duran o harika havuz sayesinde yeterince serinledik. Gerçi bir ara havuza dalsam ne olur diye aklımdan geçirmedim değil. Artık havuz sefasını başka bir güne erteleyip yemeğe geçeyim diyerek o düşüncelerden uzaklaştım.

Remina Reston'ın en güzel yanı ise otel müşterisi değilseniz bile restoranı rahatlıkla kullanma imkanına sahip olmanız. Birçok otelde durum bunun tam tersi. Otel içindeki restoranları yalnızca otel müşterileri kullanabiliyor. Kalamış ve özellikle Bağdat Caddesi çevresinde oturanlar çok şanslılar. Otelde konaklamak zorunluluğu olmadan Remina Restoran, Blue Harmony SPA ve havuzları kullanabiliyorsunuz. Anadolu Yakası'nda oturan biri olarak Wyndham Kalamış Marina benim için ayrıcalıklı mekanlardan biri oldu.


Gelelim yemeklere; masaya gelen her şey harikaydı. Sunumları, tatları, kıvamları ve sıcaklıkları... Anlayacağınız ben yemeklere hayran kaldım. Özellikle ara sıcak olan keçi peynirli puf börek beni benden aldı. Şefin kendisinin hazırladığı emekler ayrıca güzeldi. Ne desem bilemiyorum, ben bayıldım.


Yemek bitip kahve sefasına gelince harika bir son nokta için iyi bir tatlı seçeyim dedim. Tahinli cheesecake sipariş ettim ve nokta atışı yaptığımı anladım. Çok değişik ama harika bir tattı. Kahve, sohbet ve enfes yemekler ile geçen 2 saat ile günümün kalanını da harika geçirdim.

Wyndham Kalamış Marina içindeki Remina Restoran'ın şefinin ve ekibinin ellerine sağlık. Her şey harikaydı.

Özellikle Anadolu Yakası'nda oturanlara duyuruyorum, Wyndham Kalmış Marina ya da Remina Restoran'a istediğiniz zaman gidin. İster kahvaltı, ister 5 çayı, isterseniz SPA, ister spor yapmak için olsun, emin olun pişman olmayacaksınız.

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Pide kokusu...

Ramazan denildiğinde aklıma ilk gelen şey İstanbul'a yayılan mis gibi pide kokusudur. Akşam olup iftar saati yaklaştığında tüm fırınların önünde sıra olur sıcacık pide alabilmek için. Her yerden yemek kokuları gelir misler gibi...

O sıcacık pideyi alıp içerisine biraz tereyağı sürüp, güzel bir peynirle yemek en büyük keyif anlarından biridir benim için.


Bir Bayburtlu olarak Doğu Karadeniz'in bağrından kopup geliyorum. Evlendikten sonra ise tam bir Karadenizli olarak (Giresun -Tirebolu) hayatıma devam ederken yeni bir pide türüyle karşı karşıya geliyorum.

Yuvarlak, kavurmalı ya da peynirli ve ortasında yarı pişmiş yumurtasıyla Tirebolu pidesi...

Pide aşığı bir insan olarak bu yeni serüven beni kat kat mutlu ediyor. Pizzanın en büyük ve tabii ki daha sağlıklı rakibi olan bu pideleri kayınvalidem, kayınpederim ve eşimden oluşan 4 kişilik bir grup olarak sık sık tüketiyoruz.


Ramazan pidesi, tirebolu pidesi ve diğerleri. İşte yemek keyfi...

18 Temmuz 2013 Perşembe

Kerastase Cristalliste farkı

Geçtiğimiz aylarda piyasaya çıkan ve deneyimlediğim bir ürünü burada da yazmak istedim sizlere. Nede olsa burası benim dünyam ve ben burada sınırsız şekilde özgürüm.

Beni tanıyanlar bilirler, saçları uzun ve gür bir insanımdır. Saçlarımı hiç boyamadım ve bu halimle çok mutluyum. Uzun saçı çok seviyorum. Saçlarımı bu kadar sevmeme rağmen asla ve asla özel bir bakım uygulamıyorum. Bunun özel bir nedeni yok ama saatlerce saçlarımla uğraşmak bana zaman kaybı gibi geliyor. Yıka ve çık Pınar diyebilirsiniz bana.

Yıka ve çık Pınar bir şampuanla tanıştı ve saç bakım ürünlerine bakışı değişti diyebiliriz. Kerastase Cristalliste şampuan ve bir kaç bakım ürününü kullandım ve inanılmaz memnun kaldım. Şampuan sonrasında saç kremi kullanıyorum ve en son duş sonrası yağımı uçlarına sürüyorum. Missss gibi kokuyor saçlarım. Zaten bu ürün uzun saçlara özel. Tek sıkıntım şampuan boyunun küçük olması. Kuaförüme sordum büyük boyundan benim için sipariş edecek, onu kullanacağım. Böylece biraz kar etmiş olurum diye düşünüyorum.

Tatlı pembe tonlarında bir tasarımı olan Kerastase Cristalliste, yaza giden mis kokusu ve pembe tonlarda allıklarla harika bir kombin oldu benim için.



Kerastase Cristalliste'in farkı

Doğal görünümlü, hacimli, özgür ve kristal parlaklığındaki saçlar, günümüzde genç kadınların en büyük hayali. İşte bu hayalimiz artık gerçek oluyor! Kerastase’ın yeni serisi Cristalliste ile kristal kadar parlak saçlara kavuşuyoruz.

Sıvı ışık kompleksi ile özel olarak geliştirilmiş Cristalliste serisi, içeriğindeki yeni nesil temizleyiciler ve ekolojik bakım maddeleri ile köklerden uçlara kadar hafiflik, ipeksi dokunuş ve ışıltı kazandırıyor. Cristalliste serisi, yağlı saç kökleri ve hassaslaşmış saç uçlarına yönelik özel olarak geliştirilmiş teknolojisi ile saç kökü ve saç tellerinin esnekliğini, ışığını ve canlılığını sağlıyor. 

Annelik Ömür Boyu

Hürriyet Gazetesinde çalışmaya başladıktan sonra iş nedeniyle tanıştığım bir insandır Gazeteci Hatice Özbay... Hayatı ve yaşamayı seven, enerji dolu, iyi bir arkadaş, çocuklarına düşkünü iyi bir anne ve aşk kadını. Onu anlatmak hiç zor değil. Karşısına çıkan kimi insan için dost, kimi insan için sevgili, kimi insan için çalışma arkadaşı, kimi insan için abla, kimi insan için anne. Sonuçta tanışan her insanın hayatına kattığı bir değerdir.

Röportaj yapmayı, sorular sormayı ondan öğrendim. Onunla yıllarca birlikte röportajlara gittik. Her biri ayrı bir keyifti. İş ilişkimiz bitti ama dostluğumuz hiç bitmedi. Anneyiz.Biz dergisi için yüzlerce anne ile röportajlar yaptı. Kimisi ünlü, kimisi yönetici, kimisi girişimci bir çok kadınla görüştü. Bu kadınların tek ortak noktası ise işleri ne olursa olsun anne olmalarıydı.

Sonunda Hatice Özbay yaptığı yüzlerce röportajı derledi topladı ve bir kitapta birleştirdi. Kadınların ortak dili olan "Annelik" üzerine şahane bir kitap ortaya çıkardı; Annelik Ömür Boyu...


Değerli gazeteci dostum ve biricik Hatice ablamın emeği ve yüreğiyle ortaya çıkardığı bu güzel kitabı mutlaka okumalısınız. Anne olun ya da olmayın, her kadın bir potansiyel annedir nede olsa. Sizi en iyi anlayacak kişiler de kadınlar ve annelerdir. Bu düşünceyle Hatice ablaya röportaj veren tüm kadınlarda onları anlayacak kadınlarla paylaştılar annelik serüvenlerini.

Epsilon Yayınlarından çıkan Annelik Ömür Boyu kitabı çoktan raflarda yerini aldı. Onu keyifle okuyacak ve içindeki hikayeleri anlayacak gönül dostlarını bekliyor.

İyi okumalar...