26 Ekim 2013 Cumartesi

Milföylü Nutellalı çıtır tatlılar

Az önce canımız tatlı isteyince ne yapalım diye düşündüm. Dolabın kapağını açtım, evimde ne var ne yok diye mutfakta küçük bir teftişte bulundum. Elde olanlar; Milföy hamuru, meyve ve Nutella.

Sonuç: Hafif, çıtır çıtır ve lezzetli bir tatlı.

Eminim bu pratik tarifi deneyenleriniz olmuştur. Ama ne olur ne olmaz diye düşünerek hemen size tarifi ve hazırlanışını yazmak istedim.

Malzemeler:

* Milföy hamuru
*Muz veya sevdiğiniz başka bir meyve
*Nutella
*Yumurta

Hazırlanışı: Milföy hamurlarınızı 15-20 dakika oda sıcaklığında çözüldükten sonra iki şekilde tatlılarınızı hazırlayabilirsiniz. İsterseniz milföylerinizi yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizerek üzerlerine bir çatalla birkaç delik açıp fırına atabilirsiniz. Milföyleriniz kızardıktan sonra fırından çıkarıp üzerine Nutella sürüp istediğiniz meyve ile süsleyerek servis edebilirsiniz. Ya da isterseniz milföyleriniz çözüldükten sonra merdane ile açıp dörde böldükten sonra içlerine Nutella sürüp kapatabilirsiniz. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp fırına attıktan sonra kızarmasını bekleyin. Çıtır çıtır olan tatlılarınızı fırından çıkarıp yanında meyve ile servis edebilirsiniz. Emin olun iki haliyle de tatlılarınız harika olacak. Önemli olan sevginizi katmanız.


Afiyet olsun...


24 Eylül 2013 Salı

AŞK dolu Cunda...

Üç defa yolum düştü Cunda'ya... Üçünde de ayrı güzellikle yaşadım, farklı anılar biriktirdim. Güzel anılarımın ev sahibi, güzel Cunda...

Bazen aşırı kalabalık, bazen çok sakin, bazı noktaları eğlenceye doymaz, bazı yerleri sessiz. En güzel yanı denizi. Pırıl Pırıl parlayan ama çivi gibi soğuk ve tertemiz...

En son 2011 yazında eşimle gittiğim tatil ise en unutulmaz olanıydı. Cunda Alibey Adası'nda konumlanmış Ortunç Club benim için en unutulmaz yerlerden biri oldu. Cunda'nın kalabalığı içerisinde değil ama yanı başında, öyle diğer bildiğiniz oteller gibi tıklım tıklım da değil. Denizi mavi bayraklı bir koyda, manzarası ise uçsuz bucaksız.

Daha ne olsun?

(İç sesimden not: Önemli bir ayrıntıdan bahsedeyim; otele çocuk alınmıyor. Yaş sınırını hatırlamıyorum ama otelin hiçbir yerinde çocuk olmadığını hatırlıyorum.)

Otel kısmı iki katlı. Her biri o güzel denize bakıyor. Uyanır uyanmaz balkona çıktığınız da adete aydınlanıyor dünyanız.

Ne bir korna sesi, ne bir gürültü.

Otelde herkes sakin, telaşsız.

Tatil dediğin de böyle olmalı zaten.


Ortunç Club'da konaklayıp Cunda'nın içerisinde de vakit geçirebilirsiniz. Otel oda-kahvaltı konseptinde. Bu durumda akşam sizi bağlayan bir şey yok. Çıkıp Cunda limanda ki harika balık restoranlarından birine gidebilirsiniz. Özellikle oraya özgü olan Papalina yemenizi öneriyorum. Balık keyfiniz sonrasında sahile yürüyün. Yürürken de o muhteşem vanilya kokusunu takip edin. O koku sizi ünlü Ayvalık dondurmasına götürecek. Özellikle sakızlı dondurmayı tatmadan dönmeyin.

Bu arada Ayvalık Tostu denen o muhteşem şeyi ana vatanında yemeyi unutmayın. Nasıl ki İskender Bursa'da yenirse, Ayvalık tostu da Ayvalıkta yenir. Özellikle Şeytan Sofrası'na gitmelisiniz. Güneşin batışını görebileceğiniz en güzel yerlerden biri. Dilek ağacına dileğinizi asın, gezin tozun ama güneşin batışı bir kadeh şarap (ya da isterseniz ayvalık tostu) eşliğinde izlemeyi unutmayın. İşte manzara, işte romantizim... 

Tekne turları da deneyebileceğiniz alternatiflerden biri. Birbirinden güzel koyları gezip, keyifle eğlenebilir ve aynı zamanda güneşlenebilirsiniz.

Akşamları sakin geçirmek istemiyorsanız çıkın Cunda sahile, o küçücük sahili baştan sona turlayın. Pazara mutlaka girin. Takılar, süsler, el işi kıyafetler ve daha neler neler...

Tatiliniz bitip evinize dönmeden önce zeytin ve zeytin yağı alışverişinizi yapın mutlaka. Hatta zeytinyağlı sabunlar, çeşitli otlar ve en önemlisi sakızlı lorlu kurabiyelerden alın. Bir ürünü ustalarının elinden almak gibisi yok. 

Ahhh Cunda ahhh. Sen ne güzelsin...


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Cumalıkızık, Bursa ve Gemlik'i görün...

Dikkat ettim de blogumda bol bol yemek tariflerine yer vermeye başladım. İyi güzel ama biz sadece yemek yiyerek yaşamıyoruz. Aksine beni tanıyanlar bilirler, gezmeyi çok severim. Eşimde benim gibidir. E hal böyle olunca biz sık sık gezen bir aile olduk. Durum böyle olunca ben artık gittiğim yerleri de biraz yazayım dedim.

İlk olarak hafta sonu kaçamağı için gittiğimiz Bursa gezimizi yazmak istedim sizlere. Aslında amacımız Bursa'ya gitmek değildi. Ben Cumalıkızık'a gidelim istedim, sonra bir baktım eşim konaklamayı ayarlamış, rezervasyon yapılmış biz valiz hazırlıyoruz.

Tabii gezmenin kötüsü olmaz dedik ve çıktık yola. Hemen gezi planımızı anlatayım sizlere. Küçük kaçamağımız için sabah erkenden yola çıktık. Hedefimizin Cumalıkızık'a gidip orayı gezmek ve keyifli bir köy kahvaltısı yapmaktı. Amacımıza da ulaştık ve harika bir köy kahvaltısı yaptık. Çok sevimli bir mekanda, koca koca ağaçların gölgesinde semaverden çayımızı yudumlayarak başladık güne. Mekanın adı Maviboncuk. Gözlemesi, köy eğmeği ve köy yumurtası miss gibiydi. Hele semaverde kaynayan çay beni benden aldı. Oturduk, kafamızı dinledik ve en önemlisi birbirimizi dinledik eşimle. Mekanın tadını çıkardıktan sonra küçük bir köy olan Cumalıkızık'ı gezdik. Emin olun gezimiz çok uzun sürmedi. Kısa bir köy turu, bol bol fotoğraf çekimi, köy ekmeği alışverişi ve bahçelerden koparılmış meyve alışverişi yaptıktan sonra atladık arabamıza ve Bursa merkeze doğru yola çıktık.


Holiday İnn'de konaklamamızı ayarlamıştık. Bende otele gidip biraz dinlenelim istedim. Neden diye merak ediyorsanız hemen belirteyim, Bursa halkı maalesef pek iyi araba kullanmıyor. Işık neymiş, trafik kuralı var mıymış gibi bir durumdalar. Eminim herkes öyle değildir ama tüm seyahatimiz boyunca korku dolu anlar yaşadık. Hele ben, tedirginlikten yerimde duramadım. O nedenle otelde dinlenmek iyi gelir diye düşündük ve odamıza geçtik. Otel fena değildi ama orada konaklamayı düşünürseniz beklentinizi çok yüksek tutmayın derim.

Biraz dinlenme sonrasında akşam yola çıktık ve Gemlik'e gittik. Eşim İstanbul'dayken çok güzel bir balık restoranına rezervasyon yaptırmıştı. Ben merak içinde nereye gideceğimizi bilmez bir halde hazırlandım ve yine çok beğendiğim bir mekana gittik. Gemlik Kıyı Balık, herkese önereceğim bir mekan. Eşim de ben de hem mekanı, hem yemekleri hem de servisi çok beğendik. Harika bir manzara eşliğinde çok keyifli bir yemek yedik. Hayatımda en uzun oturduğum masalardan biri oldu. 2 kişi olarak, sanki çevremizde başka insanlar yokmuşcasına keyif aldık birbirimizden.

Otele dönerken bir çılgınlık yapalım dedik ve Bursa'nın bilinen bir işkembecisine gittik. Ben işkembe çorbası içmiş bir insan değilim. Deneyelim bakalım dedim ama bir iki kaşık sonra bıraktım çorbayı. Değişikti bir deneyimdi benim için ama olsun her tadı denemek lazım bu hayatta, çok sınırlandırmamalı insan kendini.

Uzun ve dolu dolu geçen bir gün ardından sonunda kendimizi otele attık dedik ve oldukça geç bir saatte günü noktaladık. Sabah bomba bir kahvaltı sonrası bu defa Bursa sokaklarını arşınlamaya başladık. Bursa içerisinde gezilecek çok fazla tarihi nokta var. Vaktimiz yettiğince gezdik. Özellikle Bursa Ulu Camii'yi görmenizi öneriyorum. 


Dolu dolu bir gün sonrasında ise evimize dönmek için çıktık yola. Tek üzüldüğüm ünlü Bursa İskender Kebabı'ndan yiyememek oldu. Çünkü daha fazla yiyecek yer kalmamıştı bende, onu da bir başka zaman yerim diyerek dünyadaki en huzurlu yer olan evimize döndük.

Ne olursa olsun "Evim evim, güzel evim" derim.

Gezmeye sevenlere ise Cumalıkızık, Gemlik ve Bursa gezisi öneririm.

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Bayram geldi, hoş geldi...

Kendimi yine harika hissediyorum.

Neden diye merak edersiniz diye hemen söylüyorum; ben bayramlarda çok mutlu olurum.

Neden bilmem ama bayramları çok severim.

Her bayram içim içime sığmaz, bitmez tükenmek bilmez bir heyecan duyarım.

Bayram yemeklerine ve bayram ziyaretlerine bayılırım.

Az ya da çok fark etmez, bir aileniz olması bayramları güzelleştiren en temel noktadır.

Evinize bir kişi bile gelse ya da siz bir eve bile ziyarete gitseniz bayram yine bayramdır.

Yeter ki sağlık, mutlu ve huzurlu olun.

Şimdiden herkesin bu güzel günü yani Ramazan Bayramı kutlu olsun.

Şeker tadında, kahkahalarla dolu bir bayram olsun...


29 Temmuz 2013 Pazartesi

Abla candır!

Bence ablası olan insan bu dünyadaki en şanslı insandır. En güvenilir dostunuz, kan bağınız olan en yakın arkadaşınız, sırdaşınız, kavga edebileceğiniz ilk alternatif, omzunda ağlayabileceğiniz yegane insan "Abla"nızdır.

Benim biricik ablama yıllardır yurt dışında farklı ülkelerde yaşıyor. Mesafelerin uzun olması bizim aramızda ki bağın daha güçlenmesine neden oldu. Hep özlem duyduğum, yanımda olsa da rahatça sohbet edebilsem ve hatta dedikodu yapabilsem dediğim tek insandır ablam.

Kardeşime ve bana ikinci bir anne oldu her zaman. Hep bizi kendinden çok düşündü, hep bize destek olmak için kendini düşünmeden hareket etti. Ben o kadar şanslıyım ki, her zaman biliyorum arkamda dev gibi bir ablanın durduğunu.

Belki bunun vermiş olduğu rahatlıkla hala daha şımarık kız kardeşi olurum.

Her gün onu göremesem bile hep yazışır, sohbetimize ve dedikodularımıza kesintisiz devam ederiz biz ablamla.

Umuyorum ablası olan her insan en az benim kadar şanslıdır.


Benim ablam hala bayram harçlığı olsun diye para gönderiyor hesabıma. Düşünün artık gözünde nasıl olduğumu.

Nede olsa ben onun kız kardeşiyim.

Sanırım bu durum hiç değişmeyecek.

Hep söylüyorum, abla candır!

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Lezzet Diyarı: Remina Restoran

Dün arkadaşlarımla Wyndham Kalamış Marina içindeki Remina Restoran'a gittik. Hava sıcaktı ancak Kalamış Marina'nın manzarası ve Remina Restoran önünde duran o harika havuz sayesinde yeterince serinledik. Gerçi bir ara havuza dalsam ne olur diye aklımdan geçirmedim değil. Artık havuz sefasını başka bir güne erteleyip yemeğe geçeyim diyerek o düşüncelerden uzaklaştım.

Remina Reston'ın en güzel yanı ise otel müşterisi değilseniz bile restoranı rahatlıkla kullanma imkanına sahip olmanız. Birçok otelde durum bunun tam tersi. Otel içindeki restoranları yalnızca otel müşterileri kullanabiliyor. Kalamış ve özellikle Bağdat Caddesi çevresinde oturanlar çok şanslılar. Otelde konaklamak zorunluluğu olmadan Remina Restoran, Blue Harmony SPA ve havuzları kullanabiliyorsunuz. Anadolu Yakası'nda oturan biri olarak Wyndham Kalamış Marina benim için ayrıcalıklı mekanlardan biri oldu.


Gelelim yemeklere; masaya gelen her şey harikaydı. Sunumları, tatları, kıvamları ve sıcaklıkları... Anlayacağınız ben yemeklere hayran kaldım. Özellikle ara sıcak olan keçi peynirli puf börek beni benden aldı. Şefin kendisinin hazırladığı emekler ayrıca güzeldi. Ne desem bilemiyorum, ben bayıldım.


Yemek bitip kahve sefasına gelince harika bir son nokta için iyi bir tatlı seçeyim dedim. Tahinli cheesecake sipariş ettim ve nokta atışı yaptığımı anladım. Çok değişik ama harika bir tattı. Kahve, sohbet ve enfes yemekler ile geçen 2 saat ile günümün kalanını da harika geçirdim.

Wyndham Kalamış Marina içindeki Remina Restoran'ın şefinin ve ekibinin ellerine sağlık. Her şey harikaydı.

Özellikle Anadolu Yakası'nda oturanlara duyuruyorum, Wyndham Kalmış Marina ya da Remina Restoran'a istediğiniz zaman gidin. İster kahvaltı, ister 5 çayı, isterseniz SPA, ister spor yapmak için olsun, emin olun pişman olmayacaksınız.

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Pide kokusu...

Ramazan denildiğinde aklıma ilk gelen şey İstanbul'a yayılan mis gibi pide kokusudur. Akşam olup iftar saati yaklaştığında tüm fırınların önünde sıra olur sıcacık pide alabilmek için. Her yerden yemek kokuları gelir misler gibi...

O sıcacık pideyi alıp içerisine biraz tereyağı sürüp, güzel bir peynirle yemek en büyük keyif anlarından biridir benim için.


Bir Bayburtlu olarak Doğu Karadeniz'in bağrından kopup geliyorum. Evlendikten sonra ise tam bir Karadenizli olarak (Giresun -Tirebolu) hayatıma devam ederken yeni bir pide türüyle karşı karşıya geliyorum.

Yuvarlak, kavurmalı ya da peynirli ve ortasında yarı pişmiş yumurtasıyla Tirebolu pidesi...

Pide aşığı bir insan olarak bu yeni serüven beni kat kat mutlu ediyor. Pizzanın en büyük ve tabii ki daha sağlıklı rakibi olan bu pideleri kayınvalidem, kayınpederim ve eşimden oluşan 4 kişilik bir grup olarak sık sık tüketiyoruz.


Ramazan pidesi, tirebolu pidesi ve diğerleri. İşte yemek keyfi...